<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Rektörlüğe Bağlı Bölümler</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/34" rel="alternate"/>
<subtitle>Other Units</subtitle>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/34</id>
<updated>2026-04-04T03:59:42Z</updated>
<dc:date>2026-04-04T03:59:42Z</dc:date>
<entry>
<title>İstanbul Basınında Siyasî Anlatı Aracı Olarak Astronomi İmgeleri</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3894" rel="alternate"/>
<author>
<name>Fettahoğlu, Kübra</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3894</id>
<updated>2025-10-10T14:13:30Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İstanbul Basınında Siyasî Anlatı Aracı Olarak Astronomi İmgeleri
Fettahoğlu, Kübra
Evren ve uzay cisimleri, insanların en eski ilgi ve uğraş alanlarından biri olmuştur. Yeryüzüne kıyasla daha sınırsız ve gizemli sayılan gökyüzü, uzun yıllar boyunca hayatı tanımlama ve yorumlamanın bir aracı olarak kullanılmıştır. Mevcut teknolojiye ve algılamaya göre, geçen zamanın ve yönün anlamlandırılması, gözlemlenebilen evrendeki yıldızların ve döngüsel olayların insan hayatını nasıl etkileyeceğine dair çıkarımlar yapılması bu ameliyenin en bilinen yansımalarıdır. Birçok din ve kültür sahasında var olan söz konusu çalışmalar, İslâm geleneğinde sözlü ve yazılı şekilde önemli bir birikim yaratmıştır. Klasik dönemde çoğunlukla astronomi ve astroloji ögelerini birlikte barındıran ilm-i felek, Osmanlı literatüründe ve toplumsal zihniyetinde de etkinliğini uzun yıllar sürdürmüştür. Günlük hayatı düzenleyen takvim, saat ve yön ayarının yanı sıra burç, zayiçe, envâ’ gibi farklı yorumlama biçimleri insanların bu bilgiye olan merakını canlı tutmuştur. Ay, Güneş, kuyruklu yıldızlar ve tutulmalara yüklenen iyi ya da kötü anlamlar edebî metinlerde ve insanların zihinlerinde kalıcı imgelere dönüşmüştür. [Fuat Sezgin, İslâm’da Bilim ve Teknik: Astronomi, II, (Ankara: Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları, 2007); Stephen P. Blake, Astronomy and Astrology in the Islamic World, (Edinburgh: Edinburgh University Press, 2016); Ahmet Tunç Şen, “Astrology in the Service of the Empire: Knowledge, Prognostication, and Politics at the Ottoman Court, 1450s-1550s” (doktora tezi), Chicago University, 2016.]
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>İstanbul’dan Lizbon’a: Sultan III. Ahmed’in Rüyası ve Sâir Hadiseler Üzerine Havâdisler</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3893" rel="alternate"/>
<author>
<name>Önalan, Havva</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3893</id>
<updated>2025-10-10T14:08:45Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İstanbul’dan Lizbon’a: Sultan III. Ahmed’in Rüyası ve Sâir Hadiseler Üzerine Havâdisler
Önalan, Havva
On sekizinci yüzyılın ilk yarısında İstanbul’dan Lizbon’a gönderilen bazı haberler, dönemin siyasi olayları ile birtakım hadiseler arasında bağlantılar olduğuna işaret etmektedir. José Freire Monterroio Mascarenhas’ın editörlüğünü yaptığı ancak yazarının belli olmadığı 1717 tarihli mektup, muhtevası bakımından birbirinden farklı konular hakkında bilgiler vermektedir. Haber, 7 Şubat 1717’de Gazeta de Lisboa’da: “Türk Sultanı III. Ahmed’in rüyasının yorumunu, söz verildiği üzere, bugün gazete satılan yerlerde bulacaksınız.” şeklinde bir ilanla duyurulmuştur. İstanbul’da meydana gelen doğa olayları ve ardından beliren kuyruklu yıldızlar, Sultan III. Ahmed’in art arda gördüğü iki kötü rüya, padişahın rüyasını tabir eden müneccimler, Petervaradin Savaşı’nın bu rüyalar ile bağlantısı ve Osmanlı ordusunun Hristiyanlara karşı başarılı olması için halk tarafından edilen dualar haberin içeriğini oluşturmaktadır.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Osmanlı Payitahtında Bir Safevi Rehinesi: Haydar Mirza</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3892" rel="alternate"/>
<author>
<name>Genç, Vural</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3892</id>
<updated>2025-10-10T14:04:27Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Osmanlı Payitahtında Bir Safevi Rehinesi: Haydar Mirza
Genç, Vural
Osmanlı sarayında 15. yüzyılın başına kadar indirebileceğimiz rehine alma usulüyle esasen bir vasalın veyahut da “serkeş” bir rakibin daha yönetilebilir şekilde kontrol altında tutulması hedeflenirdi. Bu siyasetleri sayesinde Osmanlılar bir taraftan söz konusu rakibin hareketlerini sınırlarken diğer taraftan alınan rehinenin saraydaki müşâhere-horân zümresi içinde bulunduğu müddetçe adeta onu eğiterek Osmanlı yönetim pratiklerini özümsemiş müstakbel bir idareci yetiştirmiş olurlardı. Osmanlılar Arnavutluk, Eflak, Boğdan ve Kırım üzerinde bu siyaseti uyguladılar. Doğrudan bu maksatla olmasa da Osmanlıların rehine alma siyasetlerini doğudaki komşuları Safeviler için de uyguladıkları görülmektedir. Safevi özelinde bu siyasetin daha çok mevcut bir durumun devam ettirilmesi amacına matuf olduğu anlaşılmaktadır. Şah Abbas’ın kardeşi Hamza Mirza’nın oğlu Haydar Mirza kalabalık bir elçilik heyetiyle barış rehinesi olarak 1590 senesi kışında İstanbul’a geldi. Doğuda Özbeklerle başı belada olan Şah Abbas’ın yeğenini rehine olarak göndermek istemesinin nedeni 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa anlaşmasının kendileri tarafından ihlal edilmeyeceğini garanti etmek ve bu sayede bütün askeri gücünü tek cepheye yönlendirmekti.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Bazı Alman Gazeteleri ve Almanca Eserlerde İstanbul Algısı (1881-1922)</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3891" rel="alternate"/>
<author>
<name>Kaştan, Yüksel</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3891</id>
<updated>2025-10-10T14:01:14Z</updated>
<published>2025-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Bazı Alman Gazeteleri ve Almanca Eserlerde İstanbul Algısı (1881-1922)
Kaştan, Yüksel
İstanbul Müslüman Türklerin yönetimine geçmesi sonrasında hızla yükselen Osmanlı Devleti’ni Avrupalı devlet adamları ile seyyahlar incelemeye başlamıştır. Osmanlı’ya olan ilgi Avrupa’nın önemli çevrelerinde de kendini gösteriyordu. 17. yüzyılda Avrupalı seyyahlar doğunun gizemi, yaşamı, farklı kültürleri ve Osmanlı Devleti’ni görmek için İstanbul’a gelmişlerdir.
</summary>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
