<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Sayı 59</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3707" rel="alternate"/>
<subtitle>Issue 59</subtitle>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3707</id>
<updated>2026-04-08T02:39:10Z</updated>
<dc:date>2026-04-08T02:39:10Z</dc:date>
<entry>
<title>Conversion and Polemic in the Late-Fifteenth Century Ottoman Empire: Two Polemical Treatises Against Judaism</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3738" rel="alternate"/>
<author>
<name>Ağalar, Şaban</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3738</id>
<updated>2025-08-22T13:09:23Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Conversion and Polemic in the Late-Fifteenth Century Ottoman Empire: Two Polemical Treatises Against Judaism
Ağalar, Şaban
Two Jewish converts to Islam in the service of Bayezid II penned the earliest known anti-Jewish polemicals in the Ottoman Empire. This article aims at exploring the historical context of the two epistles and their connection with Islamic polemical literature. The simultaneous appearances of Abd al-Salam’s Risāla al-hādiya and Abd al-Allam’s Risāla al-ilzām al-Yahūd will be discussed in the context of the Sephardic influx to the Ottoman lands, an encounter that stimulated scholarly interest in the Jewish faith among Ottoman intellectuals. At first glance, the two treatises seem to be structured so as to persuade a Jewish audience to embrace the Muslim faith by abandoning their former religion. However, the choice of Arabic instead of Hebrew, and the circulation of the texts primarily among Muslim readers suggest that ad- dressing the Jews appears to have been a rhetorical tactic. Considering the negative connotations attached to converts by the Ottoman elite, the authors might also have viewed the composition of anti-Jewish treatises as an effort to distance themselves from their Jewish past.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Sır Kâtipliğinden Kudüs Kadılığına: Hattat Süleyman Fehim Efendi (ö. 1784)</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3737" rel="alternate"/>
<author>
<name>Dolu, Alaattin</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3737</id>
<updated>2025-08-22T13:03:36Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Sır Kâtipliğinden Kudüs Kadılığına: Hattat Süleyman Fehim Efendi (ö. 1784)
Dolu, Alaattin
Osmanlı Devleti’nde vefat eden veya azledilen askeri zümreye mensup kimseler ile hak edecek sayıda veya nitelikte mirasçısı bulunmayanların arkalarında bıraktık- ları mallar devletin de müdahil olduğu müsadere ve muhallefât denilen bir sürecin başlamasını sağlardı. Böylece mirasçıların, alacaklıların, mezata çıkacak eşyalara talip olanların ve devletin bir muhasebesi söz konusu idi. Bu muhasebenin yazılı bir vesika halini alarak rakamlar, eşyalar ve kişilerle olan ilişkisi onun sosyal tarih açısından in- celenmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada eski bir kalemiye mensubu olan Süleyman Fehim Efendi’nin terekesi vasıtasıyla elde edilen bilgilerden kişiliği ve kimliği hakkında izlenimler elde edilmiştir. Sır kâtipliği vazifesinden müderrisliğe oradan kadılığa uza- nan hayat hikâyesinde Osmanlı Devleti’ndeki sosyal hareketliliğe sır kâtiplerinin nez- dinde bakılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın öznesi olan Süleyman Fehim Efendi’yi yaşadığı toplumun bir parçası yapan unsurlara ve onun hayatına dokunan kurum ve kişilere de değinilmektedir. Çalışma içinde çeşitli sorularla onun hayallerinin ne olabileceği ile imkân ve ihtimalleri üzerinde durulmuştur.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>“Âyânlar Çağı”nda Antalyalı Bir Hânedân: Tekelioğulları (1770-1814)</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3736" rel="alternate"/>
<author>
<name>Dayar, Evren</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3736</id>
<updated>2025-08-22T12:57:14Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">“Âyânlar Çağı”nda Antalyalı Bir Hânedân: Tekelioğulları (1770-1814)
Dayar, Evren
Bu makale, 18. yüzyılın ikinci yarısında Antalya ve çevresinde önemli bir güç odağı olarak ortaya çıkan Tekelioğullarını ele almaktadır. Makalede, Tekelioğullarının aile tarihinin dönüm noktaları, rekabet ettikleri güçlü ailelere rağmen nasıl iktidar oldukları, başkent ve bölgeleriyle ilişkileri, son olarak da isyanları incelenmektedir. Makalede ailenin sahip olduğu bölgesel iktidarın ardındaki iki nedene özellikle vurgu yapılmıştır. Bunlardan ilki, esasında Tekelioğullarının âyânlık vazifesinin bir sonu- cu olan yerel toplumun desteğiydi. Ailenin gücünü arttıran bir diğer neden ise 18. yüzyılın son dönemleri ile 19. yüzyılın başlarında imparatorluğun taşra ileri gelenle- riyle müzakere etmeyi esas alan siyasetiydi. Başkent açısından müzakere siyasetinin en önemli özelliği taşra ileri gelenlerini imparatorluğun yereldeki temsilcileri olarak kullanmak, aynı zamanda merkezi iktidar için alternatif bir güç odağı olmalarını engellemekti. Bu amaç doğrultusunda başkent sık sık müsaderelere başvurmuş, böy- lelikle hem yerel güç odakları arasında denge kurmayı hem de hazineye gelir sağlamayı başarmıştı. Tekelioğulları ise aileler arası çatışmaların sürekli olduğu bir coğrafyada, sahip olduğu ahali desteğiyle ve imparatorluğun bölgeyle ilişkilerini düzenleyen taşra siyasetinin sunduğu fırsatlardan yararlanarak yıllarca Antalya ve çevresini yönetmişti. Fakat ne aileye verilen ahali desteği mutlak bir sadakat anlamına geliyordu ne de başkentin taşra siyaseti değişmeden kalmıştı. Nitekim ailenin isyan ve tenkille so- nuçlanan akıbeti üzerinde, II. Mahmud dönemiyle birlikte imparatorluğun müzakere temelli taşra siyasetinin değişmesi etkili olmuştu.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Ticari Kaygılar ve Halk Sağlığı Kıskacında Sakkarinin Memalik-i Osmaniye’ye İdhali</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3735" rel="alternate"/>
<author>
<name>Gültekin, Elif</name>
</author>
<author>
<name>Gündoğdu, Raşit</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3735</id>
<updated>2025-08-22T12:44:36Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Ticari Kaygılar ve Halk Sağlığı Kıskacında Sakkarinin Memalik-i Osmaniye’ye İdhali
Gültekin, Elif; Gündoğdu, Raşit
Osmanlı Devleti halk sağlığı için bir tehdit olarak gördüğü, yeterince denen- meden piyasaya sürülüp tedavi amaçlı kullanılan kimyasal ve madensel ilaçlarla çok erken dönemlerde mücadele etmeye başlamıştır. XIX. yüzyıldan itibaren ise imza- lanan ticari antlaşmalar, diğer tüm ürünlerle beraber kimyasal maddelerin ülkeye serbestçe girmesine olanak sağladığından Osmanlı Devleti yeni tedbirlere başvurmak durumunda kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Devleti’nin halk sağlığını koru- mak için kimyasal ve madensel drogların bilinçsiz kullanımına karşı aldığı tedbirleri, 1879 yılında Fahlberg tarafından keşfedilen ve yapay bir tatlandırıcı olan sakkarin özelinde ele almaktır.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
