<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Sayı 60</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3708" rel="alternate"/>
<subtitle>Issue 60</subtitle>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3708</id>
<updated>2026-04-08T02:20:41Z</updated>
<dc:date>2026-04-08T02:20:41Z</dc:date>
<entry>
<title>II. Meşrutiyet Dönemi Süreli Yayınlarında Yeni Eğitim Arayışları ve Modern Birey Düşüncesi</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3745" rel="alternate"/>
<author>
<name>Öztürk, Kurtuluş</name>
</author>
<author>
<name>Kenan, Seyfi</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3745</id>
<updated>2025-08-26T11:18:22Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">II. Meşrutiyet Dönemi Süreli Yayınlarında Yeni Eğitim Arayışları ve Modern Birey Düşüncesi
Öztürk, Kurtuluş; Kenan, Seyfi
Bu çalışma, Osmanlıların eğitimdeki modernleşme veya yenileşme sürecinin son halkasını oluşturan II. Meşrutiyet dönemi eğitimcilerinin eğitim anlayış ve tasarılarını ve nasıl bir modern birey düşüncesine sahip olduklarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında dönemin önde gelen süreli yayınlarından Tedrisât-ı İbtidâiye [Tedrisât], Terbiye ve Oyun, Terbiye, Millî Talim ve Terbiye Cemiyeti Mecmuası, Muallim, Mir’at-i Maarif dergilerindeki 1360 makale, haber ve yazı taranmış, çalışmanın ana konusuyla ilgili belirlenen makaleler seçilerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma soruları ve makalelerin ön incelemesi neticesinde öncelikle temalar oluştu¬rulmuş ardından incelenen makalelerde bu temalar çerçevesinde dile getirilen görüşler analiz edilmiştir. Eğitimi, talim ve terbiye şeklinde iki boyutuyla tartışan II. Meşrutiyet dönemi eğitimcileri, eğitimin uluslararası yöntem ve uygulamalarını talim; toplumların kendine özgü sosyo-kültürel birikimlerine ait olan din, dil, sanat, estetik gibi kısmını ise terbiye olarak tanımlamışlardır. Eğitimciler, yeni bireyin yetiştirilmesinde merkezi konuma yerleştirdikleri okul ve öğretmeni hem modern öğretim yöntemleri hem de terbiyevi yönüyle ele almışlardır. Modern bireyi duygu, bilgi ve beden olmak üzere üç boyutuyla tartışan eğitimciler çocuğu, şekillendirmeye çalıştıkları toplumun prototipi, kadını ise yeni toplumu yetiştirecek ana unsur olarak düşünmüşlerdir. Nihayet II. Meşrutiyet dönemi eğitim tartışmalarının önemli bir yönü de Cumhuriyet dönemi eğitim politika ve uygulamalarına zengin bir fikri miras bırakmış olmasıdır.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Arapçılık ve Helencilik Arasında Osmanlı Devleti: Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi Krizi (1908-1914)</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3744" rel="alternate"/>
<author>
<name>Arslan, Melikşah</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3744</id>
<updated>2025-08-26T11:11:44Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Arapçılık ve Helencilik Arasında Osmanlı Devleti: Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi Krizi (1908-1914)
Arslan, Melikşah
Bu makale, Rum milletinin unsurları olan Rum ve Arap Ortodoksların ortak dinî değerlerini aşındıran bir sürecin krize dönüşen son evresini, kriz yönetiminde Osmanlı Devleti’nin rolünü merkeze alan yaklaşımla incelemektedir. Arapların Kudüs Rum Ortodoks Patrikhanesi idaresine katılım mücadelesini ifade eden bu süreç, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sosyal huzursuzluğa dönüşerek mahallî Arapçılığı beslerken Patrikhanenin ‘Rum’ karakterini koruyan Rum ruhbanların tutumlarını da radikalleştirmiştir. 1908’e gelindiğinde Kanun-ı Esasi’nin ilanı, Arapların taleplerine yasal bir zemin sunduğu gibi ‘yeniden’ ortaya çıkan ihtilafa Osmanlı Devleti’ni bütün merkezî ve mahallî kurumlarıyla birlikte hiç olmadığı kadar dahil etmiştir. Ancak meşrutiyetin getirdiği hürriyet hislerine rağmen Osmanlı Devleti’nin meseleye geleneksel düzenin devamı ve asayiş ve güvenliğin tesisini merkeze alan yaklaşımı değişmemiş; Patrikhanenin, Arapların ‘milli kilisesine’ dönüşmesi engellenirken Arapların da katılımıyla kurulan Karma Meclise Patrikhanenin bazı görevlerine nezaret hakkı verilerek Rum ruhbanların yolsuzluklarının önlenmesi amaçlanmıştır. Nihayetinde nihai çözüm mercii olarak kararların tatbikine bizzat nezaret eden Osmanlı idaresi, ihtilaflı tarafları ‘devlet çıkarları’ doğrultusunda dengeleyebilmiştir.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>II. Mahmut Döneminde İstanbul’daki Sıbyan Mektepleri ve Öğrenci Sayıları</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3743" rel="alternate"/>
<author>
<name>Özekmekçi, Mustafa Mesut</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3743</id>
<updated>2025-08-26T07:28:45Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">II. Mahmut Döneminde İstanbul’daki Sıbyan Mektepleri ve Öğrenci Sayıları
Özekmekçi, Mustafa Mesut
Sıbyan mektepleri, Osmanlı Devleti’nde Müslüman çocuklara dini bilgiler vermek amacıyla sultanlar, devlet adamları ve varlıklı kimselerin tesis ettiği kurumlardır. Osmanlı toplumsal yaşamının önemli bir öğesi olan bu mektepler özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar devletin eğitim sahasına dair bir politikası olmadığından merkezî bir birim/kuruluş tarafından denetim ve kontrole tabi tutulmamıştır. Bu çerçevede sıbyan mektepleriyle alakalı literatürde her ne kadar çeşitli yüzyıllarda başkentte kaç sıbyan mektebi olduğuna dair bazı varsayımlar olmakla birlikte özellikle XVIII ve XIX. yüzyılın ilk yarısında İstanbul’daki sıbyan mekteplerinin sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Bu açıklamalara karşın özellikle Topkapı Sarayına ait arşiv malzemelerinden hareketle İstanbul’daki sıbyan mekteplerine hemen her dönemde farklı farklı padişahların çeşitli sebeplerle ihsanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Çalışma, bu verilerden hareketle XVIII. yüzyılın sonundan II. Mahmut döneminin sonuna kadar başkentte Müslümanlara ait sıbyan mektepleri ile öğrenci sayılarını ortaya koymaya çalışmaktadır. Buna ek olarak mektepler üzerinden devletin zaman içerisinde tebaasına olan bakış açısının değişimine dair hususlara kısaca değinilmektedir.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>The End of the timar System in Bosnia, 18th - 20th Century</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3742" rel="alternate"/>
<author>
<name>Gelez, Philippe</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3742</id>
<updated>2025-08-26T07:21:59Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">The End of the timar System in Bosnia, 18th - 20th Century
Gelez, Philippe
Tarihçiler uzun zamandır tımar sisteminin 16. yüzyılın sonundan itibaren dü-şüşte olduğunu ve yerini yeni bir sisteme, çiftlik sistemine bıraktığını düşünmüşlerdir. Ancak gerçek bilgi ve yeni kavramsal araçlar bu görüşü zayıflatmıştır. Kaynaklar çiftliklerin ortaya çıkışının ve yeni seçkinlerin daha 17. yüzyılda yükselmesinin henüz tımarların sonu anlamına gelmediğini; bazı illerde geç zamanlara kadar varlığını sür-dürdüğü bir gerçektir. Bu nedenle, şimdiye kadar timarların çöküşünü simgeleyen ve nihayetinde onlar için ölümcül olan rekabetçi bir tarihsel süreç olarak düşünülen timar-çiftlik ilişkisini yeniden düşünmek gerekir. Gerileme nosyonu sorgulandığında ya da en azından göreceli hâle getirildiğinde, çiftlik’in, paranın giderek daha fazla değer kaybetmesiyle toprak sahipliğini teşvik eden 18. yüzyılın mali çerçevesi içinde, maliyenin bir tamamlayıcı unsuru olarak ortaya çıktığını düşünebiliriz. Bu eğilimin, Osmanlı seçkinlerinin toprak mülkiyetiyle ilişkisi üzerinde geniş kapsamlı sonuçları oldu.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
