<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Sayı 62</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3711" rel="alternate"/>
<subtitle>Issue 62</subtitle>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3711</id>
<updated>2026-04-08T02:20:40Z</updated>
<dc:date>2026-04-08T02:20:40Z</dc:date>
<entry>
<title>Gümülcine Madenlerinin İşletilmesi ve Gelirleri (1850-1910)</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3759" rel="alternate"/>
<author>
<name>Sefer, Semih</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3759</id>
<updated>2025-09-01T09:09:42Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Gümülcine Madenlerinin İşletilmesi ve Gelirleri (1850-1910)
Sefer, Semih
Ege Denizi’nin Batı Trakya sahillerindeki limanlarına olan yakınlığı ve Doğu-Batı istikametinde geçiş güzergâhında olmasıyla Gümülcine, yer altı kaynaklarının üretimi ve dağıtımı açısından Osmanlı Avrupası’nda maden bölgesi olmaya elverişli bir konumda yer almaktaydı. Fakat 18. yüzyılın sonundan itibaren maden gelirleri giderek azalan ve Avrupa karşısında gerileyen Osmanlı madenciliğinin koşullarından Gümülcine de etkilenmiştir. Gümülcine’nin tekrardan bir maden keşif bölgesi olarak ortaya çıkması ise Tanzimat sonrası yaşanan yeni gelişmelerle birlikte olacaktır. Madenlerin ıslahı ve daha işler hale gelmesi için bu dönemde yapılan yenilikler; yabancı uzmanların davet edilmesi, yerli mühendis yetiştirilmesi için okulların açılması, bir maden bürokrasisinin hazırlanması, maden nizamnamelerinin yayınlanması ve yabancı sermayenin arttırılması olarak sıralanabilir. Nitekim bu gelişmelerden sonra Gümülcine, bakır, kurşun, gümüş ve antimon kaynaklarının keşif ve üretim havzası haline gelmiş ve bağlı bulunduğu Edirne Vilayeti’nin en fazla maden geliri getiren sancaklarından olmuştur. Bu makalede, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı madenciliğinde yapılmak istenen yeniliklerin taşradaki yansımalarını göstermesi bakımından Gümülcine örneği incelenecektir. Gümülcine’yi bir maden keşif bölgesi haline getiren etkenler, maden dağıtımı ve pazarlama imkanları, cevher çeşitliliği ve miktarı ve maden hukukundaki yeniliklerin Gümülcine’deki girişimcilere etkileri çalışmanın konu başlıkları olacaktır.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Bir “Ölü Doğum” Hikâyesi: 1875 Adalet Fermanı ve Meclis-i Âlî-i İcrâât’ın Faaliyetleri</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3758" rel="alternate"/>
<author>
<name>Fettahoğlu, Kübra</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3758</id>
<updated>2025-09-01T09:00:18Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Bir “Ölü Doğum” Hikâyesi: 1875 Adalet Fermanı ve Meclis-i Âlî-i İcrâât’ın Faaliyetleri
Fettahoğlu, Kübra
Bu çalışmada, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa zamanında Hersek İsyanı’nın yayılmasından sonra genel idareyi düzenlemek için ilan edilen 1875 Adalet Fermanı ve yeni kararları uygulamak için kurulan Meclis-i Âlî-i İcrâât’ın faaliyetleri ele alınmıştır. Adalet Fermanı ile Tanzimat ve Islahat Fermanları karşılaştırılıp aradaki farklılık ve benzerlikler ortaya konulmuştur. Böylece, Tanzimat döneminin üç önemli metni olan bu fermanların, 1839-1875 yılları arasındaki süreçte bürokratik açıdan nasıl bir dönüşüm geçirdiği ve devletin uluslararası imajı bağlamında ne tür tepkiler aldığı sorgulanmıştır. Ayrıca dönem literatürüne hâkim olan, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın Rusya Sefiri Ignatyev’in etkisiyle sadece ve tek başına ülkeyi felakete götüren işler yaptığı söylemi, arşiv belgeleri, gazete ve hatırat türü kaynakların mukayeseli kullanımıyla tekrar gözden geçirilmiştir. Bu bağlamda yeni reformları uygulamak üzere Mahmud Nedim Paşa tarafından kurulan Meclis-i Âlî-i İcrâât’ın faaliyetleri de ilk defa ayrıntılı şekilde anlatılmıştır. Sonuç olarak Adalet Fermanı ve Meclis-i Âlî-i İcrâât’ın o dönemin önemli bir kurtuluş çabası sayılması ve teleoloji yapmadan yakın dönem tarihinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği çıkarımına varılmıştır.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>“Ben ‘hür’üm... Hayır, sen kölesin...”! 19. Yüzyılın Üçüncü Çeyreğinde İstanbul’da Çerkesler, Kölelik, Hürriyet Arayışları ve Rumeli Kazaskerliği Mahkemesi</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3757" rel="alternate"/>
<author>
<name>Araz, Yahya</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3757</id>
<updated>2025-09-01T08:44:31Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">“Ben ‘hür’üm... Hayır, sen kölesin...”! 19. Yüzyılın Üçüncü Çeyreğinde İstanbul’da Çerkesler, Kölelik, Hürriyet Arayışları ve Rumeli Kazaskerliği Mahkemesi
Araz, Yahya
Temel olarak Rumeli Kazaskerliği Mahkemesi’nin 1860’lı ve 1870’li yıllara ait kayıtlarına dayanan makale Osmanlı topraklarına köle olarak getirilmiş ya da farklı yollar ve hileler kullanılarak köleleştirilmiş Çerkeslerin hürriyet iddialarına odaklanmakta; iddia ve başvuruların mahkemeye hangi ilişki ağları sayesinde ulaştığını, nasıl ele alındığını ve sonuçlandırıldığını anlamaya çalışmaktadır. Devletin Çerkes köleliğine ve hürriyet iddialarına yönelik tutumunun süreklilik içinde anlaşılmasına büyük katkılar sağlayabilecek bu kayıtlar maalesef Osmanlı kölelik çalışmalarının ilgisini çekmemiştir. Çerkes köleleri öteden beri yakından tanıyan, hanelerinde istihdam eden ve eş adayı olarak gören Osmanlılar göçün yoğunlaştığı 1850’lerde ve 1860’larda yeni bir durumla karşı karşıya olduklarını kabul edecek, bu çerçevede Çerkes köleliğini ve köle ticaretini düzenlenmeye ve yeniden tarif etmeye çalışacaklardır. Kitlesel göçlerin yarattığı kargaşa kölelere yönelik talebin yoğunluğuyla birleşerek hür Çerkeslerin de köleleştirilmesini kolaylaştırıyordu. Rumeli Kazaskerliği Mahkemesi bu olağanüstü dönemde hem İstanbul’dan ve hem de farklı yollarla taşradan gelen hürriyet davalarının görüldüğü ve karara bağlandığı yegâne mahkemeydi. Bu mahkemenin ön plana çıkarılması devletin hürriyet davalarına yönelik hassasiyetini ve süreci düzenleme ve kontrol altında tutma çabasını yansıtıyordu.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>“The Levant Company did me ye honour of appointing me consul of this place, Negropont and all Greece”: The Institutional Appearance of the British in Salonica</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3756" rel="alternate"/>
<author>
<name>Demiryürek, Mehmet</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3756</id>
<updated>2025-09-01T08:36:32Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">“The Levant Company did me ye honour of appointing me consul of this place, Negropont and all Greece”: The Institutional Appearance of the British in Salonica
Demiryürek, Mehmet
1581-1826 yılları arasında Osmanlı-İngiliz ticari ve siyasi ilişkileri Levant Kumpanyası tarafından idare edildi. İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi ile Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren İngiliz konsolosları hem Levant Kumpanyası’nı hem de İngiliz hükumetini temsil ediyorlardı. Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerine dayanan bu çalışma, XVIII. yüzyılın ilk yıllarında Selanik’te İngiliz konsolosluğunun kuruluşunu ve ilk konsolos Richard Kemble’nin faaliyetlerini incelemektedir. Araştırma, Selanik’te İngiliz Konsolosluğu’nun kurulması ile onun çok yönlü etkilerini ortaya çıkarmayı, daha kapsamlı ve daha rasyonel bir tarihsel araştırma meydana getirmek için farklı arşivlerdeki belgelerin karşılaştırmalı değerlendirilmesinin önemini vurgulamayı ve geçmişteki insani faaliyetler hakkında daha derin bir kavrayışı başarmayı istemektedir. Çalışmada kullanılan belgeler Hertfordshire’deki Hertfordshire Archives and Local Studies ile İstanbul’daki Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Londra’daki (Kew) National Archives’de bulunmaktadır.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
