<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Sayı 63</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3714" rel="alternate"/>
<subtitle>Issue 63</subtitle>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3714</id>
<updated>2026-04-08T02:20:41Z</updated>
<dc:date>2026-04-08T02:20:41Z</dc:date>
<entry>
<title>Muhavere as a Strategy for Reconciliation in Ottoman Translation History</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3766" rel="alternate"/>
<author>
<name>Çeviktay, Osman</name>
</author>
<author>
<name>Karadağ, Ayşe Banu</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3766</id>
<updated>2025-09-01T12:35:36Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Muhavere as a Strategy for Reconciliation in Ottoman Translation History
Çeviktay, Osman; Karadağ, Ayşe Banu
Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. yüzyılın sonuna tarihlenen Tanzimat Dönemi, toplumda modernleşme çabalarının yoğunlaştığı dönemdir. Modernleşme bağlamında çeviri etkinliği Osmanlı edebiyat ve kültür çoğuldizgesinin merkezine yerleşmiş ve çevirmenler tarafından benimsenen farklı stratejilerle şekillendirici bir rol oynamıştır. Bu dönemde Batı’da din ile bilim arasında bir çatışma olduğuna dair gündeme gelen ve “çatışma tezi” olarak bilinen savın yankıları ise günümüze değin sürmüştür. Söz konusu tezi destekleyen başlıca eserlerden biri John William Draper’ın 1875 yılında basılmış olan History of the Conflict between Religion and Science başlıklı kitabıdır. Bu eser Ahmed Midhat Efendi’nin Nizâ-ı İlm ü Din – İslam ve Ulûm başlıklı çevirisiyle Osmanlı Türkçesine kazandırılmıştır. Bu makalenin amacı, Ahmed Midhat Efendi’nin ilgili eseri çevirirken muhavere stratejisini neden ve nasıl kullandığını Osmanlı çeviri tarihi çerçevesinde anlamak ve yorumlamak, böylece çevirmenin Osmanlı edebiyat ve kültür çoğuldizgesi bağlamında “belagatlı bir arabulucu” olarak oynadığı rolün önemine (yeniden) tanıklık etmektir.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>When Emmanuel Carasso Turned Italian: A Biography of Extraterritoriality and Questions of Nationality in the Ottoman Empire</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3765" rel="alternate"/>
<author>
<name>Öztan, Ramazan Hakkı</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3765</id>
<updated>2025-09-01T12:06:45Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">When Emmanuel Carasso Turned Italian: A Biography of Extraterritoriality and Questions of Nationality in the Ottoman Empire
Öztan, Ramazan Hakkı
Sefarad Yahudisi bir aileye mensup olan Emmanuel Carasso (Türkçeleştirilmiş haliyle Emanuel Karasu) (1863-1934) Selanikli bir avukat iken, İtalyan Grande Oriente adlı büyük mason locasının Macedonia Risorta isimli yerel bir şubesinin Selanik’te kurulmasına ön ayak olmuştur. Selanik’teki bu yerel şube, kapitülasyonlardan ötürü üyelerine sağladığı gizlilik kılıfı sayesinde Jön Türklerin de üye olduğu bir yapıya dönüştü ve 1908 Jön Türk Devrimi’nin merkezlerinden biri haline geldi. Bu tarihsel süreçte önemli rol oynayan Karasu da devrim sonrası Osmanlı tabiiyetine geçerek ilk önce Selanik ve sonrasında ise İstanbul mebusu olarak Meclis-i Mebusan’da görev yapmaya başlayacaktır. 31 Mart Vakası sonrasında II. Abdülhamid’in hal’edilmesine karar verilince bu haberi devrik sultana bildiren dörtlü heyette Karasu’nun da yer alması, onun siyasi kariyerindeki en meşhur olaylardan birisi olmuştur. İlerleyen yıllarda İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki güçlü pozisyonunu kullanarak Birinci Dünya Savaşı sırasında oldukça zenginleşmesi, isminin harp ekonomisinin kötü taraflarıyla da anılmaya başlanmasına sebep olmuştur. Savaş sonrasında başkenti terk eden birçok üst düzey İttihatçının aksine Karasu İstanbul’da kalmayı tercih etmiş ve savaş sırasındaki icraatlarıyla ilintili birçok davadan yargılanmaya başlanmıştır. Bu bağlamda Karasu İtalyan tabiiyetine geçiş başvurusu yapmıştır. Bu başvuru üzerine kurgulanan bu çalışma Karasu’nun biyografisini siyasi nüfuz, sermaye ilişkileri ve dış dokunulmazlık imtiyazları çerçevesinde inceleyecektir. Osmanlı arşiv kaynakları kullanılarak Karasu’nun savaş sonrası faaliyetleri araştırılırken, işgal altındaki İstanbul’da hukukun nasıl işlediği gibi konulara odaklanılarak, yüksek komiserliklerin Osmanlı makamlarıyla tabiiyet değişimi gibi meseleler bağlamında geliştirdikleri ilişkiler üzerinde durulacak ve bu gelişmelerin Osmanlı sonrası döneme geçiş hakkında bizlere neler söylediği irdelenecektir.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Batı Anadolu Kırsalında “Ermeni Meselesi”nin Tanzimat Kökenleri</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3764" rel="alternate"/>
<author>
<name>Arıkan, Fatma Melek</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3764</id>
<updated>2025-09-01T12:01:11Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Batı Anadolu Kırsalında “Ermeni Meselesi”nin Tanzimat Kökenleri
Arıkan, Fatma Melek
Ermeni meselesi genellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde şiddet olaylarının yaşandığı Doğu vilayetleri ile imparatorluk başkentine odaklanılarak ele alınmıştır. Bu makalenin amacı Ermeni meselesine Batı Anadolu taşrası penceresinden bakarak so- runun kökenlerine dair Doğu vilayetlerine dayanan tarihyazımı literatürünü tamamlayıcı, karşılaştırmalı tarihsel bir perspektif sunmaktır. Makalede, politik ekonomi ile siyasi haklar ve imparatorluğa aidiyette geçerli olan hiyerarşiler arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Bu ilişkiler bağlamında, Sünni Müslümanların son dönem Osmanlı İmparatorluğu’ndaki iktisadi ve siyasi konumları irdelenmeden Ermeni meselesinin tam manasıyla anlaşılamayacağı iddia edilmektedir. Çalışmanın özelde odaklandığı coğrafya, geçmişte belirgin bir Ermeni nüfus yoğunlaşmasına sahip olan İzmit-Bursa bölgesi kırsalıdır.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>19. Yüzyıl Osmanlı Coğrafyasında Bir İskân Örneği: Dobruca’da Arap Köyleri</title>
<link href="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3763" rel="alternate"/>
<author>
<name>Binzouba, Majed Mohammed</name>
</author>
<id>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3763</id>
<updated>2025-09-01T11:56:06Z</updated>
<published>2024-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">19. Yüzyıl Osmanlı Coğrafyasında Bir İskân Örneği: Dobruca’da Arap Köyleri
Binzouba, Majed Mohammed
Bu çalışmada, Mısır’dan Şam’a ve Şam’dan İstanbul’a gelen Arapların, 1843 yılında Osmanlı hâkimiyetindeki Dobruca Ovası’na yerleşmeleri ele alınmıştır. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi) sonrasında Berlin Antlaşması ile Romanya bağımsızlığını kazanmış, Dobruca da bu devletin sınırları içinde kalmıştır. Bu açıdan günümüzde Romanya’daki Arap yerleşimi, ilk bakışta anlaşılması zor gibi görünen ve literatürde fazla bilginin olmadığı, ilginç bir özellik taşır. 19. yüzyılın ortalarına doğru başarılı bir mikro iskân örneği olarak Arapların Dobruca’ya yerleştirilmelerinde Osmanlı Hükümetinin kararlı politikası ve sağladığı desteklerin iskân edilenler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğu görülmektedir. Buraya yerleşenlerde bir Osmanlılık bilinci oluşturduğu, I. Dünya Savaşı sırasında “eski” vatanlarını savunmak için gönüllü olarak cepheye koşmalarından anlaşılabilir.
</summary>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
