<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3710">
<title>Sayı 61</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3710</link>
<description>Issue 61</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3752"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3751"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3750"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3749"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-08T02:27:45Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3752">
<title>Gelibolu Yarımadası’nda İlk Osmanlıların Fetih Güzergâhı ve Gelibolu’nun Fethi (1354)</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3752</link>
<description>Gelibolu Yarımadası’nda İlk Osmanlıların Fetih Güzergâhı ve Gelibolu’nun Fethi (1354)
Tetik, Metin
İlk Osmanlılar için Gelibolu Yarımadası’nın fethi, Rumeli’ye geçiş ve yerleşme sürecinin en önemli basamağını oluşturmaktadır. Erken dönem Osmanlı kroniklerinde bu süreç, mistik anlatılarla ve birbirleriyle çelişen olay örgüleriyle aktarılmaktadır. Bu durum, konu üzerinde çalışan araştırmacıların çalışmalarına da yansımış olup, bu çalışmalarda sağlıklı bir fetih süreci takip edileme mektedir. Özellikle bölgenin fethine giden yolda ele geçirilen “Cinbi” ile birlikte Gelibolu Yarımadası’ndaki birçok kale ve mevkinin yerinin tespit edilememesi veya yanlış tespiti, fetih güzergâhı bağlamında araştırmacıları hatalı yorumlamalara sevk etmektedir. Bu araştırma, ilk Osmanlıların Gelibolu Yarımadası’nı fethi sürecinde nasıl bir güzergâh takip ettiklerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda fetih güzergâhı, kroniklerde yer alan toponomik-topografik (yer adları) kanıtların Tahrir Defterleri verileriyle desteklenerek, saha araştırması sonuçları ile karşılaştırılması neticesinde belirlenmeye çalışılmıştır. Öncelikle Rumeli fetihlerinin 1352’de değil de 1-2 Mart 1354 tarihinde gerçekleşen depremin ardından başlamış olabileceği görüşü kuvvetle vurgulanmıştır. Ayrıca başta “Cinbi” olmak üzere yarımadada ele geçirilen kale ve mevkilerin yerleri, bilhassa bölgenin fethindeki rolleri ön plana çıkarılmıştır. Bu noktada kroniklerin aslında karışık bir anlatım sunmadığı hatta birbirini tamamladığı tespit edilmiş, buna dayanarak ilk Osmanlıların Gelibolu Yarımadası’nın iki noktasından çıkartma yaptıkları ve Gelibolu şehrini kuşatma altına aldıkları anlaşılmıştır.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3751">
<title>Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşlarında Bir Savaş Finansman Kaynağı Olarak Nefîr-i Âmm Bedeli (1688-1689)</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3751</link>
<description>Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşlarında Bir Savaş Finansman Kaynağı Olarak Nefîr-i Âmm Bedeli (1688-1689)
Tuğluca, Murat
Osmanlıların 1683’te Viyana önlerindeki yenilgisi, Avrupa’da Kutsal İttifak adıyla bir haçlı birliğinin doğmasına neden oldu. İttifaka karşı yapılan savaşlarda Osmanlı Devleti, Macaristan’da ve Mora’da toprak kaybetmeye başladı. 1686’da kayıplar sarsıcı boyutlara erişince nefîr-i âmm ilanına gidildi. Bundan sonra cihada katılmak Müslümanlar için fıkhen farz-ı ayn haline gelmiş ve bir nevi seferberlik hayata geçirilmiştir. Nefîr-i âmm, ahaliye askeri olduğu kadar mali yükümlülükler de getiriyordu. Bu kapsamda 1688’de nefîr-i âmm bedeli adıyla yeni bir vergi tarh edildi. Çalışmada Osmanlı Devleti’nin nefîr-i âmm bedeli uygulaması çerçevesinde hazine gelirlerini artırma çabası incelenmiş ve bu bedelin savaşın sürdürülebilirliğine yaptığı mali katkı ile yeni vergiye karşı toplumun gösterdiği tavır üzerine yoğunlaşılmıştır. İncelemeler neticesinde nefîr-i âmm bedeli kapsamında devletin toplam gelirlerinin %3,28’ine tekabül eden bir katkının sağlandığı ve verginin toplanması esnasında ahalinin kayda değer bir muhalefet sergilemediği sonucuna varılmıştır.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3750">
<title>Gücün Aynası Yahut Taklidi: Prusya Kralı Büyük Friedrich’in Osmanlı İmparatorluğu’na Gönderdiği Mektuplarda Vurguladığı Nüfuz Alanları</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3750</link>
<description>Gücün Aynası Yahut Taklidi: Prusya Kralı Büyük Friedrich’in Osmanlı İmparatorluğu’na Gönderdiği Mektuplarda Vurguladığı Nüfuz Alanları
Ercan, Hüseyin Onur
Erken Modern Çağ uluslararası diplomasisinin pratiklerinden biri, sarayların ka- lem dairesi tarafından üretilen ve bir başka saraya gönderilen nâmelerde hükümranlık gücünün Tanrı’nın lütfuyla kullanıldığına (kutsal hak) işaret etmek ve sahip ve/veya sahiplik iddiasında olunan mülkleri tadat etmektir. Çok sayıda dilde mâkes bulan bu pratik, dayanılan kutsiyetin ve hükümran olunan arazinin farklı olduğu gerek Hıris- tiyan gerekse Müslüman devletlerce XV. yüzyıldan itibaren yaygın bir şekilde kulla- nılmaya başlanmış ve XIX. yüzyıla kadar sürmüştür. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında yoğunluk kazanmış olan Osmanlı-Prusya diplomatik ilişkilerinin göstergesi olan dö- nemin belgelerinin yukarıdaki pratiği ne ölçüde yansıttığı, bu makalenin araştırma konusunu oluşturur. Bunun için Prusya Devleti’ni Avrupa’nın büyük güçlerinden biri hâline getiren Büyük Friedrich tarafından 1758-1762 yılları arasında Bâbıâlî’ye gönderilmiş ve söz konusu pratiği tarihî seyrinin bir devamı olarak hâmil Latince beş nâme incelenmektedir. Ayrıca nâmelerde tadat edilen mülkler, tarihî coğrafya sahasında neşredilmiş olan çağdaş Alman kaynaklarından hareketle yüz ölçümü ve nüfus bakımından ele alınarak Osmanlı Devleti’ne ait verilerle mukayese edilmektedir.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.12723/3749">
<title>19. Yüzyıl Ortalarında İstanbul’da Hanlar: Mekânsal Bir Analiz</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/3749</link>
<description>19. Yüzyıl Ortalarında İstanbul’da Hanlar: Mekânsal Bir Analiz
Yaşar, Ahmet
Bu makale, 19. yüzyılın ortalarında Osmanlı İstanbul’unda mevcut han ve bekâr odaları üzerinedir. Çalışma, Evkaf Defterleri arasında yer alan, başkentte kâin toplam 593 han ve bekâr odasına dair kapsamlı bilgiler ihtiva eden iki deftere dayan- maktadır. Bu defterler İstanbul’u 26 kola ayırarak 418’i ‘han’ ismiyle, 175’i ise ‘bekâr odası ya da oda’ ismiyle anılan 593 yapıyı kaydetmişlerdir. Bu iki defterdeki kayıtlar, özellikle hanların İstanbul şehir mekânsal düzlemindeki yerleri ve şehirde yoğunlaş- tıkları bölgeleri, oda sayıları, vakıf sahipleri ve han ve bekâr odası ayrımı hususlarında çok önemli veriler sunmaktadır. Bir istatistik devletine dönüşen siyasi iktidar tarafın- dan oluşturulmuş olan bu tahrirler 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İstanbul’unun değişimi ve dönüşümü eşiğinde şehiriçi hanlarının en erken tarihli ve kapsamlı bir dökümünü ortaya koyma imkânı sunmaktadır. Makale çerçevesinde defterlerin tanıtımı yapıldıktan sonra, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak hanların yoğunlaştığı bölgeler, belli başlı hanlar, han oda sayısı, han ve bekâr odası farklılıkları gibi mevzular ortaya konulmaya ve hanların bir listesi çıkarılmaya çalışılacaktır.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
