<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Türk Dili Edebiyatı Anabilim Dalı</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2175</link>
<description>Turkish Language Literature</description>
<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 17:22:26 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-07T17:22:26Z</dc:date>
<item>
<title>Nurullah Ataç’ın Türk dili ve edebiyatı konusundaki görüşleri ile eserlerinin karşılaştırmalı incelemesi</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/4666</link>
<description>Nurullah Ataç’ın Türk dili ve edebiyatı konusundaki görüşleri ile eserlerinin karşılaştırmalı incelemesi
Uzun, Şeyma Nur
Nurullah Ataç; çağdaş Türk dili ve edebiyatının oluşum, değişim ve gelişim sürecinde görüşleriyle önem kazanmış bir yazardır. Kendisi Türk edebiyatının ilk deneme yazarı olarak kabul edilmekle beraber eleştiri türüne olan katkılarıyla da bilinmektedir. Yazıları daima Türkçe ders kitaplarında yer tutan yazar, Türkçenin sadeleştirilmesi konusundaki istikrarlı çabalarıyla yeni Türk dilinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Bununla birlikte döneminde eser veren yazar ve şairleri eleştirerek onlara yol göstermiştir. Bu çalışmada Türk dili ve edebiyatında tartışmasız öneme sahip olan Nurullah Ataç'ın görüşleri ve eserleri dikkate alınarak Türkçe'nin söz varlığını, sözdizimini ve yazım sorunlarını incelemek amaçlanmıştır. Bunu yaparken objektif bir tutum sergilemek amacıyla Ataç'ın iç dünyası ve hayatı derinlemesine incelenerek yazıları; eser, şahsiyet, devir üçgenine uygun şekilde analiz edilecektir. Çalışma bu yönüyle hem yeni edebiyat hem de dil sahasına katkı sağlamış olacaktır. Ayrıca bahsedilen yazarın yaşadığı dönemdeki dil ve edebiyat anlayışına dair araştırma ve incelemeler yapılarak yazarın yaşadığı döneme ışık tutulacaktır.&#13;
-----&#13;
Nurullah Atac is a writer who has acquired recognition for his contributions to the formation, evolution, and development of modern Turkish language and literature. He is credited with being the first essayist in Turkish literature, although he is also noted for his contributions to the criticism genre. With his persistent efforts to simplify Turkish, the author, whose writings are always included in Turkish textbooks, has been significant in establishing the new Turkish language. The purpose of this research is to examine Turkish vocabulary, syntax, and spelling issues while considering Nurullah Ataç's thoughts and works, who has undeniable importance in Turkish language and literature. Ataç's inner world and life, as well as his writings, were researched in depth in order to maintain an objective attitude while doing so; the work will be analyzed in accordance with the personality, era triangle. In this way, the research will benefit both the field of new literature and the area of language. In addition, research and examinations of the specified author's language and literature comprehension will be conducted, as well as the time period in which the author lived.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/4666</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Yusuf Peygamber kıssası temsillerinde kutsallık, edebilik, kurmaca : Kenan çobanları ve Yusuf ile Züleyha kalbin üzerinde titreyen hüzün örnekleri</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/4665</link>
<description>Yusuf Peygamber kıssası temsillerinde kutsallık, edebilik, kurmaca : Kenan çobanları ve Yusuf ile Züleyha kalbin üzerinde titreyen hüzün örnekleri
Sezgin, Sezanur
II. Meşrutiyet döneminin önde gelen kalemlerinden biri olan Halide Edib Adıvar hem edebiyat tarihi açısından hem de kendisinden sonra gelen yazarlar ve münevverler için önemli bir isimdir. Nazan Bekiroğlu ise hem akademisyen kimliği ile ön plana çıkan hem de bilhassa 2000'li yıllardan sonra modern Türk Edebiyatının ve yayımcılığının en bilinen yazarlarından biridir. Bu tezde Yusuf Peygamber kıssasını işleyen Kenan Çobanları operası ile aynı anlatıyı roman türünde tahkiye eden Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün eserleri mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. İlk olarak Halide Edib Adıvar'ın Kenan Çobanları operasının yüzyıl itibariyle klasik edebiyat dönemine daha yakın bir yerde durduğu, "mutlak metin" geleneğinin gölgesinde olmasına rağmen bütünüyle Kitab-ı Mukaddes'ten beslendiği ve Türk Edebiyatında o döneme değin örneğine rastlanılmamış bir yaklaşımla yazıldığı görülür. Nazan Bekiroğlu'nun Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün romanının ise klasik edebiyat geleneğinden bir asır sonra modernist edebiyat döneminde üretilmiş olmasına rağmen gelenekten ilham alan bir yapıda üretildiği tespit edilmiştir. Nihayetinde ise bu çalışmada Halide Edib Adıvar'ın 1900'lerin başında kaleme almış olduğu Kenan Çobanları isimli operası ile Nazan Bekiroğlu'nun 2000'lerin başında yayımlanan Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün romanı üzerine mukayeseli bir inceleme yapılmıştır.&#13;
-----&#13;
Halide Edib Adıvar, one of the leading writers of the Second Constitutional Era, is an important name both in terms of literary history and for writers and intellectuals who came after her. On the other hand, Nazan Bekiroğlu, who came to the fore with her academic identity, has become one of the most well-known authors of modern Turkish literature and publishing, especially after the 2000s. In this thesis, the Kenan Çobanları opera, which is about the story of the Prophet Yusuf, and the Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün novel, which tells the same narrative, are discussed in a comparative way. First of all, it is seen that Halide Edib Adıvar's Kenan Çobanları opera stands closer to the classical literary period as of the century, although it is in the shadow of the "absolute text" tradition, it is completely fed from the Bible and written with an approach that has not been seen in Turkish literature until that period. Although Nazan Bekiroğlu's Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün novel was produced in the modernist literature period a century after the classical literary tradition, it has been determined that it was produced in a structure inspired by the tradition. Finally, in this study, a comparative analysis was made on Halide Edib Adıvar's opera Kenan Çobanları, which was written in the early 1900s, and on Nazan Bekiroğlu's Yusuf ile Züleyha Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün novel, which was published in the early 2000s.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/4665</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Ahmedi, Kadı Burhaneddin ve Seyyid Nesimi divanlarında nebati unsurlar</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/4664</link>
<description>Ahmedi, Kadı Burhaneddin ve Seyyid Nesimi divanlarında nebati unsurlar
Murat, Melike Beyza
Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî bugün yazılı olarak bulabildiğimiz ilk divanların sahipleridirler. Bir devrin başlangıcını temsil eden bu divanlar elimizde bulunan en eski divan örnekleri olmaları hasebiyle bu dönemin sanat anlayışını inceleyebilmek adına en büyük yardımcılarımızdır. Çeşitli temalar çevresinde divanların tahlillerini yapmak dönemin anlayışını anlamlandırabilmek için önemlidir. Tema olarak içinde yaşadıkları hayatın vazgeçilmez bir parçası olan bitkiler tercih edilmiştir. O devirde şairin tabiata bakışı ve onu anlamaya çalışma şekli beyitler yoluyla tetkik edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı elimizde bulunan ilk divanları inceleyerek klasik edebiyatın iptidai olarak adlandırabileceğimiz devresinde tabiata bakışın nasıl olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bahsedilen üç divandaki nebâtî unsurlar karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Ahmedî divanında 130, Kadı Burhâneddîn divanında 100 ve Seyyid Nesîmî divanında 85 nebâtî unsura tesadüf olunmuştur. Belirlenen kelimeler çiçekler, ağaçlar, meyveler ve hubûbat olmak üzere dört bölümde ele alınmıştır. Şairlerimizi daha yakından tanıyabilmek için öncelikle hayatları incelenmiştir. Sonrasında nebâti unsurların toplumumuz için önemi aktarılmıştır. Dört ana başlık altında incelenen nebatlar kullanım sıklıklarına göre sıralanmıştır. Ele alınan bitkilerle ilgili önce sözlük bilgileri verilmiş daha sonra tasnife göre örnek beyitlerin gerekli durumlarda nesre çevirisi verilmiş yahut açıklama yoluna gidilmiştir. Son kısımda ise istatistiksel bilgi verilerek üç şairin nebâtî unsurları kullanım sıklığı arasında mukayese yapılarak analiz edilmeye çalışılmıştır.&#13;
-----&#13;
Ahmedi, Kadı Burhaneddin, and Seyyid Nesîmî are the owners of the first divans that we can find in writing today. These divans, which represent the beginning of an era, are the oldest examples of divans we have, and they are our greatest helpers in order to examine the understanding of the art of this period. It is important to analyze the divans around various themes in order to make sense of the understanding of the period. Botanical elements, which is an indispensable part of the life they live in, was chosen as the theme. At that time, the poet's view of nature and the way he tried to understand it was tried to be examined through couplets. The aim of this study is to examine the first divans we have and to try to understand how the view of nature was in the period of classical literature that we can call primitive. The vegetable elements in the mentioned three divans are discussed comparatively. 130 in the Ahmadi Divan, 100 in the Kadı Burhaneddin Divan, and 85 in the Sayyid Nesîmî Divan. The determined words are discussed in four sections: flowers, trees, fruits, and cereals. In order to get to know our poets better, first of all, their lives were examined. Afterward, the importance of vegetable words for our society is explained. The plants examined under four main headings are listed according to their frequency of use. First, the dictionary information about the plants discussed is given, and then the sample couplets are translated into prose or explained according to the classification, when necessary. In the last part, statistical information was given and it was tried to be analyzed by comparing the usage frequency of the vegetable elements of the three poets.
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2021 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/4664</guid>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Hasan Ali Toptaş’ın eserlerinde insan-hayvan karşılaşmaları : hayvanların yazınsal temsili</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/4663</link>
<description>Hasan Ali Toptaş’ın eserlerinde insan-hayvan karşılaşmaları : hayvanların yazınsal temsili
Mehani, Cemile Rümeysa
Hasan Ali Toptaş'ın romanları üzerine bugüne değin ortaya koyulan araştırmalar insan varoluşu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda dikkate alınmayan insan olmayan canlıların romanlarda insan varlığı nispetince yer ediyor oluşu bu araştırmaları bütüncül bakıştan uzak kılmaktadır. Bu çalışmada Toptaş'ın Gölgesizler, Uykuların Doğusu, Bin Hüzünlü Haz, Sonsuzluğa Nokta ve Kuşlar Yasına Gider romanlarında hayvanlar esas alınarak ekolojik etik bir soruşturma yürütülmektedir. Anlatılardaki insan ve hayvan karşılaşmaları etrafında hayvan öznenin konumu, edebi hayvan temsilleri ve hayvanın dilsel ifade biçimleri incelenmektedir. Edebi öznenin sınırları, sınırların geçişkenliği ve kurulan heterojen terkiplerle bağıntılı olarak insan-hayvan ilişkisi ele alınacaktır.&#13;
-----&#13;
The current research on Hasan Ali Toptaş's novels focused on human existence. In this context, the fact that non-human creatures, which are ignored, take place in the works relative to human existence makes these studies far from a holistic view. This dissertation is an ecological ethical investigation on Toptaş's Gölgesizler, Uykuların Doğusu, Bin Hüzünlü Haz, Sonsuzluğa Nokta ve Kuşlar Yasına Gider novels focused on non-human beings, particularly based on animals. It will be examined the position of the animal subjects, literary animal representations, and linguistic expressions of animals considering the human and animal encounters in the narratives. We will discuss the borders of the literary subject, the transitivity of the borders, and the human-animal relationship depended on heterogeneous compositions founded.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/4663</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
