<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Sayı 55</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2523</link>
<description>Issue 55</description>
<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 02:19:20 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-08T02:19:20Z</dc:date>
<item>
<title>Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum’un İşgali: Rus Basını ve Literatürüne Göre İşgalin Rusya’da ve Dünyada Yankılanması</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2531</link>
<description>Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum’un İşgali: Rus Basını ve Literatürüne Göre İşgalin Rusya’da ve Dünyada Yankılanması
Sadıgov, Ramin
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin savaştığı önemli cephelerden birisi, şüphesiz Kafkas Cephesi olmuştur. Diğer cephelere kıyasla doğrudan Anadolu’nun merkezine yönelecek saldırılara açık olması sebebiyle Osmanlı ve Çarlık Rusya’sı bu cepheyi önemsemiştir. Erzurum 1828-1829 Osmanlı-Rus Harbi’nden itibaren Rusya’nın hedefi haline gelmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında da Rusya’nın Kafkas Cephesi’nde öncelikli amacı Erzurum’u ele geçirmek olmuştur. Şehrin Osmanlı III. Ordusunun ana karargahı olması ve yalnız Doğu Anadolu’da değil, aynı zamanda Kafkasya ve Irak bölgesindeki Türk ordusunun operasyonları için ikmal sağlayan bir kale rolü üstlenmesi Rusların Erzurum üzerine taarruz yapmalarının nedenine çevrilmiştir. Şüphesiz şimdiye kadar Erzurum’un işgaliyle ilgili Türkiye’de birtakım ilmi çalışmalar yapılmıştır. Lakin Erzurum gibi önemli bir kalenin işgalinin, dönemin Rus basını ve literatüründe nasıl aktarıldığı, Rusya ile dünyada ne şekilde yankılandığı hususu üzerinde durulmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle çalışmada, dönemin Rus basını ile literatürünün işgale yanaşması, işgalin Rusya’da ve dünyada yankılanması incelenmiştir.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2531</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>“All We Hope is a Generous Revival”: The Evangelization of the Ottoman Christians in Western Anatolia in the Nineteenth Century</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2530</link>
<description>“All We Hope is a Generous Revival”: The Evangelization of the Ottoman Christians in Western Anatolia in the Nineteenth Century
Erol, Merih
This article examines the American Board of Commissioners for Foreign Missions’ activities in the 1870s and 80s at the Manisa and Smyrna/İzmir stations in an attempt to evangelize Greeks and Armenians living in the region. The main body of sources used in this study are the letters of the missionary Rev. Marcellus Bowen (1874-1880) sent from Manisa to the headquarters of the ABCFM in Boston, and the letters of Rev. George Constantine (1880-1889) sent from İzmir to the same destination. These first-person narratives provide us with extremely rich material, due to the fact that they comment on phenomena and events directly and immediately. This article investigates a variety of themes, such as the efforts of the American missionaries to adapt their missionary work to Smyrna’s multicultural and multinational society; the missionaries’ decisions and arguments regarding which language to use in their preachings or at religious services for the Greeks and Armenians of the region; the means of persecution or opposition employed by the Greek Orthodox high-ranked clergy in Smyrna/İzmir against the Protestant missionaries; and the conditions under which foreigners could sell religious books or open / build schools and churches in the Ottoman lands, and which intermediaries the missionaries appealed to when they were challenged by the Ottoman authorities.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2530</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Laramanlar: Gizli Hristiyan Arnavutların Mihaliç’e Sürgünü (1846-1848)</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2529</link>
<description>Laramanlar: Gizli Hristiyan Arnavutların Mihaliç’e Sürgünü (1846-1848)
Ahbab, Yakup
Osmanlı Devleti için 19. yüzyıl, umutsuz zamanlarda ümitsiz tedbirlerin alındığı dığı bir dönem olmuştur. Tanzimat Fermanı’nın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte Osmanlı Devleti’nde yeni bir dönemin başladığı kabul edilmektedir. Osmanlı Devleti bu döneme ayak uydurmakta zorlanmıştır. Doğal olarak bu yeni dönem yeni politik sorunları da beraberinde getirmiştir. Özellikle Sırp ve Yunan isyanları, Balkan topluluklarını patlamaya hazır hale getirmeye yetmiştir. Tam bu dönemde ilan edilen Tanzimat Fermanı da toplum içerisindeki bu gerilimi azaltmaya çare olamamıştır. Bu çerçeveden bakıldığında gizli din taşıyanlar Tanzimat Fermanı’nın akabinde kendilerini ifşa etmişlerdir. Toplumun sinir uçlarına dokunan bu davranışlar, muhafazakâr kesimden çok sert tepki çekmiştir. Hükümet ise Tanzimat Fermanı’nın gerekliliklerini yerine getirme gayretindeydi. Lakin ne muhafazakâr kesim ne de Avrupalı Devletleri memnun etmek kolay olmamıştır. Bu makalede gizli Hristiyan Arnavutların kendilerini ifşa etmeleri ve sonrasında yaşananlar, Osmanlı arşiv belgeleri, yerli ve yabancı kaynaklar eşliğinde anlatılmıştır.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2529</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Osmanlı Sanayisi Hizmetinde Kırk Yıl: İngiliz Mühendis Frederick  William Taylor’un Hayat Hikâyesi (1807-1875)</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2528</link>
<description>Osmanlı Sanayisi Hizmetinde Kırk Yıl: İngiliz Mühendis Frederick  William Taylor’un Hayat Hikâyesi (1807-1875)
Soyluer, Serdal
Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nde modern sanayi kurma girişimlerinin başladığı sıralarda İngiliz Hükümeti tarafından İstanbul’a gönderilen ve İngiltere’ye yaptığı birkaç seyahat dışında ömrünün geri kalanını İstanbul’da geçiren İngiliz mühendis Frederick William Taylor’un hayat hikâyesi anlatılmaktadır. Taylor, henüz genç bir mühendisken geldiği İstanbul’da yerli sanayinin modernleştirilmesi çabalarına bizzat tanıklık eder. İnşaat mühendisliğinin yanı sıra, iş tecrübesini buhar makineleri imal eden bir fabrikada demir dökümü, makine üretimi ve kurulumu ile bunlara ait binaların inşasında kazandığından döküm işleri ve mekanik konusunda bir döküm ustası ve makine mühendisi kadar bilgi birikimine sahipti. Aynı zamanda Avrupa’da yeni gelişmekte olan modern endüstriyel mimarî alanında da uzman bir mimar olan Taylor’un bu vasıfları onu Tanzimat Devri devlet ve askerî ricâli için Osmanlı sanayisinin ihyâsı çalışmalarında vazgeçilmez bir unsur kılmıştı. Başta Tersâne-i Âmire ve Tophâne-i Âmire olmak üzere pek çok devlet imalathânesinin modernizasyonunda Frederick William Taylor’un imzasını görmek mümkündür. Makalenin amacı, bu denli önemli işlere imzasını atmış ve Osmanlı Devleti için sıradan bir Avrupalı uzmandan çok daha fazlası olan birinin pek bilinmeyen hayatının karanlık yönlerini aydınlatmak ve bu sayede modernize edilmeye çalışılan Osmanlı sanayisinde olup bitenlere bir nebze ışık tutmaktır.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2528</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
