<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Telif Eserler Koleksiyonu</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2725</link>
<description>Copyright Works Collection</description>
<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 09:06:48 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-04T09:06:48Z</dc:date>
<item>
<title>Kur'an ve Yaratılış</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2762</link>
<description>Kur'an ve Yaratılış
Öztürk, Mustafa
Kur’an’da yaratılış meselesinin sistematik biçimde ele alınıp incelendiği bu çalışmada temel amaç, ilgili âyetlerin ilk hitap çevresinde ifade ettiği anlamları açıklığa kavuşturmak olmuştur. Vahyin nüzulünün boşlukta değil, belli bir tarihsel ve toplumsal vasat içerisinde gerçekleştiği hususunda şüphe bulunmadığına göre hem ilk ve aslî mânâyı tespit edebilmek hem de tefsir ve te’vilde ne derece isabet edildiğini görmek için öncelikle nüzul dönemindeki ortamı anlamaya çalışmak vazgeçilemez bir önemi haizdir. Ayrıca bu tarihî ortamı anlama çabası, Kur’an araştırmalarında daha ilmî ve müdellel sonuçlara ulaşılmasının da en doğru ve sağlıklı yoludur.; Telif hakları gereğince yayın erişime kapalıdır. Yayın yayıncı tarafından erişime açık ise bağlantılar kısmından ulaşılabilmektedir.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2762</guid>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Kur’an Ayetlerinin Tarihlendirilmesi</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2761</link>
<description>Kur’an Ayetlerinin Tarihlendirilmesi
Gözeler, Esra
Bu çalışma Kur’an’ın kendine has özelliklerini dikkate alan bir eserdir. Bugün elimizde mushaf hâlinde tuttuğumuz, sayfalarını çevirip ayetlerini okuduğumuz Kur’an, Rasûlullah’a (sav) Cebrail (as) tarafından yaklaşık çeyrek asırlık bir süre içerisinde ayet ayet indirilmişti. Her bir ayetin içine indiği bir zaman dilimi ve mekânı vardı. Ayetin doğrudan konuştuğu bir muhatap veya muhataplar kitlesi de vardı. Kur’an önce Mekke’de Mekkelilere, hicret sonrasında da Medine’de Medinelilere konuştu. İndirilen ayetler hafızalara ve uygun malzemelere indikleri sıra gözetilmeden kaydedildi. Ayetlerin indirildiği zaman gerçekleşen olaylar, içine indikleri mekânlar ve ayetleri duyan insanlara ilişkin bütün bilgiler de ayrıca rivayetler halinde başka kayıtların konusu oldu. Bunlar da ayetlerin tarihine ilişkin sebeb-i nüzul rivayetleri, nâsih-mensûh rivayetleri, siret rivayetleri ya da doğrudan tarih rivayetleri olarak farklı kaynaklarda kayda geçti. İşte okuduğunuz bu çalışma, ayetlerle, onları çevreleyen zamana, mekâna ve insanlara ait bilgileri eşleştirmeyi ve Rasûlullah’ın siretinin Medine dönemi başındaki yıllarında inen ayetleri sırasıyla tespit etmeyi amaçlamaktadır. Surelerin ve ayetlerin sıralamasına, ayetlerin indikleri ortama ilişkin ilk nesillerden bize ulaşmış çok değerli bilgilere karşın, elinizdeki bu çalışmadan önce ilahiyat alanında böylesine bir araştırma dünyada ve Türkiye’de yapılmamıştır.; Telif hakları gereğince yayın erişime kapalıdır. Yayın yayıncı tarafından erişime açık ise bağlantılar kısmından ulaşılabilmektedir.
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2761</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Kur’an Kıssalarının Mahiyeti</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2760</link>
<description>Kur’an Kıssalarının Mahiyeti
Öztürk, Mustafa
ur’an’daki kıssalar insanoğlunun her çağda karşılaştığı olaylar ve olgularla ilgili çarpıcı anekdotlar içerir. Geçmiş peygamberler ve toplumlarla ilgili kıssalar ilk bakışta mazinin derinliklerine dair anlatımlar gibi görünse de aslında hep “şimdi”ye dairdir.&#13;
&#13;
Nüzûl döneminde kıssaların işaret ettiği “şimdi”, Hz. Peygamber ve siretine karşılık gelir. Kur’an’da kıssaların aktarım tarzı nüzul vasatındaki aktüel duruma o denli uygundur ki herhangi bir kıssanın nazil olduğu dönem tespit edildiğinde, ilgili kıssadan hareketle o günkü durum hakkında fikir sahibi olunabilir. Bu bakımdan, Kur’an kıssalarının sadece düz anlam içeriklerini değil, katmanlı anlamlarıyla bize hissettirmek istediklerini de kavrayabilmek için nüzul dönemindeki durum bağlamını iyi bilmek gerekir.&#13;
&#13;
Öte yandan, kıssalar nihai amaca hizmet eden birer araç mesabesindedir. Kur’an’da nihai amaç, tevhid inancını benimsemiş ahlaklı insanlardan müteşekkil bir erdemli toplum ve sosyal hayat düzeni kurmak diye ifade edilebilir. Kur’an’da çerçevesi çizilen tarih perspektifinde, yalın tarihî bilgi aktarmak ehemmiyet arz eden bir mesele değildir. Kıssalardaki gerçeklik modern bilim paradigmasındaki nesnellik, yalınlık, tarafsızlık ve kronolojiye uygunluk gibi özelliklerden çok farklı bir mahiyete sahiptir. Başka bir ifadeyle, Kur’an kıssaları gerçektir; ancak bu gerçeklik her şeyden çok dinî ve ahlâkî değer alanıyla ilgilidir. Kıssaların aktarımındaki temel amacı vurgulayan “bi’l-hak” lafzı da tam olarak bunu ifade etmektedir.; Telif hakları gereğince yayın erişime kapalıdır. Yayın yayıncı tarafından erişime açık ise bağlantılar kısmından ulaşılabilmektedir.
</description>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2016 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2760</guid>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>İslam Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.12723/2759</link>
<description>İslam Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme
Bardakoğlu, Ali
Bugün İslam Coğrafyasında kendi ellerimizle inşa ettiğimiz ve hayata aktardığımız ‘ Müslümanlık tarzı’ ile İslam dininin yüce değerleri arasındaki makasın hayli açıldığını üzülerek görmekteyiz. Bu duruma şüphesiz bir çok sebep yol açmıştır. Mesela din içi çoğulculuk, yerini tek hakikatçı görüşlerin ve ideolojilerin savaşına terk etmiş, rahmet kaynağı olması gereken mezhep ve görüş farklılıkları artık fitne ve kardeş kavgasını körüklemeye başlamıştır. Gelenekçisinden selefîsine, modernistinden tarikatçısına kadar birbirine zıt ve birbirini dışlayan, hata din dışı sayan görüşler sadece halk kesimlerini değil ulemayı da kuşatmış  durumdadır.  İslâm esaslarına aykırı biçimde üretilen kutsallıklar ve dindar kesimlerin zihinlerini çelen dinî değer istismarları Kur’an ve Sünnet’in önüne perde olmakta, İslâm akidesine zarar vermekte, hatta dünyadaki İslâm algısını, birlik ve dirliğimizi, huzur ve güvenliğimizi de tahrip etmektedir. İşte bu noktada – can sıkıcı da olsa- kendi sorunlarımızla yüzleşmemiz ve kapımızın önüyle ilgilenmemiz gerekiyor. Çünkü doğruya ulaşmanın ilk adımı nerelerde ne tür yanlışlar yaptığımızı görmektir. KURAMER’in son yayını olan bu çalışma, böyle bir adımı atma arzusunun ürünü olarak ortaya çıkmıştır.; Telif hakları gereğince yayın erişime kapalıdır. Yayın yayıncı tarafından erişime açık ise bağlantılar kısmından ulaşılabilmektedir.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.12723/2759</guid>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
